Rotor İplikçiliğinin Önemi
  • Rotor İplikçiliğinin Önemi
    Yazan

    Rotor iplikçiliğinin ring iplikçiliğine kıyasla ayırt edici özelliği daha yüksek miktarlarda üretim potansiyelidir. Bu potansiyel rotor ve sarım hızlarının sürekli arttırılması sonucu devamlı iyileştirilmiştir. Rotor iplikleri ring ipliğe göre daha ucuz üretilmeleri ve söz konusu uygulama alanlarına uygun olmaları sebebiyle her zaman başarılı olmuştur. Rotor eğirme sisteminde iki üretim aşaması – eğirme ve sarım – tek bir makinede birleştirilmektedir. Böylece ilk aşama olarak küçük eğirme kopslarına sarım yapılmadan satışa hazır çapraz sarımlı bobinler hemen elde edilebilmektedir. Entegre iplik izleme sistemleri ve her eğirme noktasında parafinleme elemanları sayesinde sonraki aşama olan aktarma işlemini de elimine eder. Rotor eğirme sisteminde karde veya cer şeritleri doğrudan işlenebildiği için ring iplikclikte zorunluluk olan fitil üretimi aşaması da elemine edilmiştir. Son olarak, rotor eğirme makinelerinde operatör işlemlerinin otomasyonu ring iplik makinesindekilere kıyasla daha kolaydır. Artık yüksek performanslı rotor iplik makinelerinde tüm operatör işlemlerinin otomasyonu standartlaştırılmıştır, pek çok tekstil fabrikasında otomatik kova ve bobin transferi de zorunluluk haline gelmiştir. Rotor ipliklerinin sadece piyasaya çıkmasında değil, aynı zamanda rotor ipliklerinin ring ipliklerin yapısal özelliklerinden ayırt edilmesinde de teknolojik acıdan bir mücadele olmuştur. Rotor ipliklerinin daha fazla tercih ediliyor olması, örneğin dokuma denim kumaşlarda ve örme kumaşlarda, bunun bazı son urun gruplarında başarı ile kullanıldığını göstermektedir. Bir yandan iplik özelliklerinin modifikasyonu ile diğer yandan eğirme stabilizesinin sürekli geliştirilmesiyle rotor iplikler için hala yeni uygulama alanları geliştirilmektedir. Rotor iplikçiliğinin önemli özelliklerinden birisi fonksiyonel aşamalardan şerit açma ve iplik elde etme işlemlerinin, sırasıyla büküm verme ve elde edilen ipliğin sarımı işlemlerinin birbirinden ayrılmasıdır.

    Bunu başarabilmek için ise elyaf demetinin en az bir noktada kesintiye uğramalıdır. Bu işlem cer ya da tarak şeridinin tek bir life dek açılması ve sonrasında bu liflerin büküm işleminin gerçekleştiği rotor yivinde toplanması aşamaları arasında gerçekleşir. Her bir lif, acıcı silindir ile rotor yivi arasındaki transfer esnasında daha sıkı bir elyaf demetinden geldiği ve yine rotor yivinde toplandığı için burada acık iplik ucundan bahsedilebilir. Rotor eğirme sistemiyle iplik üretimi hiç de yeni bir işlem değildir:

    • Bu metot için ilk patent başvurusu (Berthelsen tarafından temel (ilk) rotor patenti) 1937’de yapılmıştır.

    • Kullanılabilir ilk tasarım 1951 yılında Spinnbau firmasından J. Meimberg tarafından önerilmiştir. Ancak performansı başarısız bulunduğu için bu tasarım geliştirilmemiştir.

    • 1960’lı yıllarda fikir Cekoslavakya’da tekrar ele alınmış ve sanayi uygulamalarına uygun ilk makine 1965 yılında Brno fuarında sergilenmiştir. Bunu aynı yıl düzenlenen

    1967 ITMA’ya paralel bir sergide BD 200 makinesinin sunumu izlemiştir. Bu yıllar aynı zamanda rotor eğirme işleminin iplikhanelerde ticari olarak kullanımının gündeme geldiği yıllardır.

    • 1970’li yılların başında Rieter, Schubert&Salzer ve Platt firmaları rotor eğirme işlemini geliştirmek için bir konsorsiyum ( Şirketler grubu ) oluşturmuş ve sonucunda değişik aşamalarda olan pek çok prototip ITMA 1971’de sergilenmiştir. Takibenden yıllarda rotor eğirme sisteminin hem teknolojik hem de ekonomik potansiyelini geliştirme amaçlı yoğun çalışmalar yapılmıştır. Sistematik olarak gerçekleştirilen bu çalışmalar aşağıdaki başlıklar altında sürdürülmüştür:

    • İplik kalitesine dikkat ederek rotor iplik numarası aralığının genişletilmesi.

    • Rotor ipliklerin aşınma özelliklerinin optimize edilmesi, örneğin mamuldeki tutumlarının geliştirilmesi.

    • Takip eden işlem aşamalarındaki ani performans artışlarını da dikkate alabilmek için ipliğin fiziksel özelliklerinin geliştirilmesi.

    Sürekli araştırma ve geliştirme sonucunda eğirme elemanlarında ve koşullarında iyileştirme sağlanmıştır. Böylece artık rotor iplikler ve ring iplikleri birbirinden ayırt etmek imkânsız hale gelmiştir. Rotor iplik makinesinin kendisi artık sadece geleneksel anlamda bir eğirme makinesi değildir, şepiti ipliğe çeviren yüksek üretim kapasitesine sahip, komputerize ve kompleks ( karmaşık ) bir sistemdir. Ekonomik acıdan sağlanan gelişmeler teknolojik gelişmelerekıyasla daha dikkat çekicidir. Örneğin, 1960’larda rotoriplikçiliğin tanıtımından beri rotor hızları 30 000 dev/dak seviyesinden pratikte 160 000 dev/dak çıkmıştır.

    1). Günümüzde (2005’de) her hangi bir zorlukla karşılaşmadan teknik olarak 170 000 dev/dak çıkmak mümkündür. Ring iğlerine kıyasla rotor eğirme birimi 5 ila 10 kat fazla üretim yapabilmektedir. Ücret seviyeleri yüksek olan ülkelerde, Ne60 numaraya kadar olan iplikler için rotor eğirme ring iplikçiliğine kıyasla daha ekonomiktir. Dünya çapında 8 milyondan fazla rotor ile kesikli liflerin %20’si eğrilmektedir. Bazı ülkelerde (örn. ABD, Almanya) rotor ipliklerin toplam iplik hacmine oranı yaklaşık %50’dir. Moda ve tekstil uygulamalarındaki gelişmeler, eğirme makineleri imalatındaki gelişmeler gibi, sürekli artmaktadır ve bu gelişmeler rotor ipliklerinin uygulama alanlarını da değiştirmektedir. Hava jetli üretim sistemine göre üretilen iplikler özellikle ABD’de belirli bir pazar payını garantilemiş durumdadır. Yoğun geliştirme çalışmalarına rağmen, saf pamuk uygulamalarındaki belirli sınırlamalar daha geniş aralıkta uygulama alanları acısından bariyer oluşturmaktadır. Son yıllarda otomatik rotor iplik makinelerinin dünyada payı yaklaşık %35 civarındadır. Bu rakam Cin’deki otomasyonsuz çok sayıdaki iplik makinesinden etkilenmektedir. Dünyanın diğer bölgelerinde oran çok daha yüksektir.

    Otomatik rotor iplik makinelerinin piyasaya girmesinden kısa sure sonra Türkiye’deki payı %80’leri geçmiştir. Günümüzde ayrıca cer ve rotor iplik makinesi arasında otomatik kova transferi sisteminin yanı sıra depoya ya da sıradaki diğer aşamalara bobin transfer sistemleri de vardır. Bu durum rotor iplikçiliğinin ekonomik gelişmesine katkıda bulunmuştur. Rotor eğirme işlemi 60 mm (2.25˝) kadar uzunluğa sahip lifler için uygundur ve bu sebeple klasik kısa elyaf pamuk aralığını kapsamaktadır. Başka üretici firmaların (Schubert & Salzer, Duesberg Busson) daha uzun kesikli lifleri işleyebilmek için geliştirdiği daha büyük rotorlar ne yazık ki piyasada tutunamamıştır. Rotor iplikler için iplik numarası aralığı esas olarak Ne 6 ve Ne 40 arasında olmasına rağmen, Ne 3 – Ne 60 arası genel numara aralığını kapsamaktadır, Ancak yukarıda belirtilen aralığın dışındaki toplam üretim iplik hacmi küçüktür. Pamuk lifi toplam iplik hacmindeki yaklaşık %55’ lik oranı ile rotor iplik makinelerinde işlenen lifler arasında en baskın olanıdır, ancak tüm kısa kesikli lifler karışım ya da tek başına bu sistemde eğrilebilir. Pamuk lifinin yanı sıra poliester (PES) lifleri de rotor iplik üretiminde yüksek miktarda kullanılmaktadır. Dünya genelinde lif tüketimindeki yaklaşık %3’luk yıllık artış artan miktarda poliester lifleri

    ile karşılanmaktadır. Viskoz, modal, poliakrilik, birbirleriyle ve pamuk lifiyle karışımları toplam iplik hacminde belirli bir oranı kaplar. Ancak, bu ve diğer başka doğal ve sentetik liflerin işlenmesi daha çok moda eğilimleri ile belirlenmektedir, bu sebeple toplam iplk hacmindeki oranları sezonsal ve bölgesel olarak değişkendir. Bazı uygulamalarda ekonomik acıdan ilgi çeken bir başka nokta ise, daha önceleri kullanımı mümkün olmayan iplikhane teleflerinin rotor eğirme sisteminde kullanılabiliyor olmasıdır. Bu eğirme sisteminin tanıtılmasıyla, rotor iplikleri dokuma ve örme mamullerde kullanılmaya başlamıştır. Pek çok durumda rotor ipliklerin kullanılmasıyla, daha kaliteli mamullerin üretilmesine olanak veren, ring ipliklere kıyasla avantaj sağlamaktadır. İlk olarak, rotor iplikler kendilerine has özellikleri mamulde aranan niteliklerle örtüştüğü durumlarda başarılı bir şekilde kullanılabilmektedir. Rotor ipliklerinin konfeksiyon ( hazır giyim ) sektöründe daha çok denim dokumalarda, pantolon kumaşlarında, spor giyimde, bluzlarda ve iç giyimde, havlı ürünlerde ve döşemelik kumaşlarda kullanıldığı görülmektedir. Ayrıca bahse değer kullanım alanı olarak konfeksiyon sektöründe çoraplar ve süveterler, ev tekstilinde çarşaflar ve döşemelik kumaşlar, teknik tekstil uygulamaları, örneğin, zımpara bezi tente ve stor kumaşı da belirtilebilir.

    Yazan Cuma, 27 Mayıs 2016 21:24 in İplik Okunma 1178 defa