Ekose Desen
  • Ekose Desen

    Ekose desen, dünya üzerindeki birçok farklı kültür tarafından kullanılan, oldukça popüler bir desendir. Dünyanın hemen her köşesinde kullanılan kareli ve ekose kumaşlar, ister gelişmiş ülkelerde, ister geri kalmış ülkelerde olsun, farklı amaç ve yöntemlerle; geçmişte olduğu gibi günümüzde de kullanılmaktadır. Desen, sadece tekstilde değil; tekstil içi ve dışı birçok üründe, yaygın olarak kullanılmaktadır. Ülkemizde ve diğer birçok ülkede kullanılan bu desen, İskoçlar için çok başka bir anlam taşımaktadır.

    İskoçlar, ekose deseni oldukça fazla benimsemişler; ulusal kültürlerinin ve kimliklerinin sembolü haline getirmişlerdir. Bunda, tarih boyunca yaşadıkları birçok olayın, savaşların, isyanların etkisi olmakla birlikte; geleneksel değerlerin, sanat ve edebiyatın da katkıları çok olmuştur. İskoçlar, bugün ekose desene; neredeyse bayrakları kadar değer vermektedirler. Dünya üzerinde, bir tekstil desenine bayrakları kadar önem veren, böylesine başka bir ülke örneği bulunmamaktadır. İskoç halkı, ulusal kimliklerini vurguladığını düşündükleri ekose deseni, her zaman ve her yerde gururla taşımaktan duydukları mutluluğu, tüm dünyaya her fırsatta göstermiş ve bugün de göstermeye devam etmektedirler. Dünyadaki birçok kültür ise bu deseni; İskoçlar ve İskoçya ile bağdaştırmaktadır. Ekose denince, çoğunun aklına, asıl adı kilt olan ve ekose kumaşlardan yapılmış etekleri giyen İskoç erkekleri gelmektedir. Yüzyıllar boyunca bu kıyafet, önce dağlık alanlarda; sonra da geniş ovalarda yaşayanların geleneksel kıyafeti olmuştur. Kilt, İskoç’lar için çok önemlidir. Ekose desenin günümüzde kullanılmadığı alan ise yok gibidir. Bununla birlikte; en çok tekstil ve moda sektöründe kullanılan bir desen olan ekose desenin, belli tarzlar ve toplumsal olaylar neticesinde, zaman içinde farklı anlamlara bürünmesine de tanık olunmaktadır. Modada kullanım alanı çok geniş olan ekosenin, bazı ünlü tasarımcılarla özdeşleştiği ve koleksiyonlarının vazgeçilmezi yaptıkları da bilinmektedir.

    Ekose, bir desen çeşididir. İlk olarak dokuma kumaşlarda uygulanmış, zamanla; tekstil içinde ve dışında birçok üründe, desen olarak kullanımı yaygınlaşmıştır. Ekose desen, en az, iki farklı renk kullanılarak oluşturulur. Bu desende önemli olan, çözgüde kullanılan ipliklerin renk ve sayılarının; atkıda da, aynı sayı ve düzende kullanılmasıdır. Bu şekilde ortaya, inceli kalınlı; yatay ve dikey kesişen çizgilerden oluşan bir desen çıkar. Bu desenin düzenli tekrarıyla ortaya çıkan desene ekose desen denir.

    Halk arasında pötü kare(Fransızca ‘petit carré’ den gelen) olarak adlandırılan ve küçük karelerden oluşan desen de, aslında iki renkten yapılan bir ekose desendir.

    Günümüzde, iki renk kullanılarak yapılan ekose örnekleri yanında; oldukça fazla renk kullanılarak yapılan ekoseler de bulunmaktadır.

     

     

    ekosedes1

     

    Günümüzde ekose desen, birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de, İskoçya ile bağdaştırılır. Hatta ülkemizde, bu desene çoğunlukla, İskoç deseni(İskoç ekosesi) denmesi sıkça rastlanan bir durumdur. İngilizcesi tartan olan ekose desenin, Fransızca tiretain adlı kelimeden türediği düşünülmektedir. Tartan kelimesi önceleri sadece bir kumaş çeşidini(desenli veya desensiz) ifade ederken, günümüzde, kumaştan çok, deseni tanımlamak için kullanılmaktadır. Türkçede bu desene ekose denmesinin sebebi de İskoçya’nın Fransızca’da, Ecosse olarak geçmesine bağlanabilir. Türkçeye, Fransızcadan geçen birçok kelime olduğu düşünülürse, bu desen isminin de doğrudan ülke adı olarak geçmiş olma ihtimali, çok fazladır. Ekose desenin, çok eskiden beri, birçok farklı kültürde kullanıldığı bilinen bir gerçektir. Uzakdoğu’dan Asya’ya, Asya’dan Avrupa’ya hatta Amerika’ya, birçok uygarlığın bu deseni kullandığı görülür. Dokumanın keşfedildiği ilk dönemden itibaren insanlar, yaptıklarını çeşitlendirmek, dekoratif bir şeyler katmak için, zamanın ve bulundukları bölgenin imkânlarını değerlendirmeye, geliştirmeye çalışmışlardır. Böyle bakıldığında, dünya üzerindeki birçok eski kültürün, iki veya daha fazla renkte ipliği kullanarak; bunlardan, çok da zor olmayan ekose benzeri, çizgisel ve kareli desenler yapmaları da oldukça olağan görülmelidir. İnsanlar tarih öncesi çağlardan beri, özellikle de en temel ihtiyacı olan giyim ve kuşamını temin edebilmek için, dokumacılıkla uğraşmışlardır. Yüzlerce hatta binlerce yıl, toplumun en üst tabakasından en alt tabakasına kadar hemen herkesin dokuma yaptığı görülmüştür. Dünya üzerindeki birçok kültür dokumacılıkla uğraşmıştır. Orta ve Güney Amerika’da çok eski devirlerde dokumacılığın bilindiğini ancak dokumacılığın asıl tarihsel gelişiminin Akdeniz çevresinde eski Yunan ve Roma devirlerinde olduğu ifade edilmektedir.

    Orta ve Güney Amerika’da bulunan, antik uygarlıklardan Maya ve İnkalar’ın, dokuma konusunda, çok başarılı oldukları anlaşılmaktadır. Bunlara ait örneklere bakıldığında da; daha çok çizgisel ve kareli motiflere benzer desenlerin, sıkça kullanıldığı görülür. Binlerce yıl öncesine ait bu çalışmalardan da anlaşıldığı üzere; insanların ilk başlarda tek renk olarak başladığı basit dokuma uygulamaları, fırsatlar dâhilinde farklı renklerle ve desenlerle geliştirilmiş, ortaya ekose desen tarzında desenler çıkmıştır.

    İnka tuniklerinde, kırmızı üzerine siyah beyaz renklerden yapılmış ekose desene, çok sık rastlanmaktadır.

    Mısır’da yapılan araştırmalarda bulunan ve İ.Ö 6.yy’a ait olduğu anlaşılan yün ve keten dokumadan yapılmış perde üzerinde; dua eden bir kadın figürü olduğu ve kadının üzerindeki ekose desenlerin belirgin bir şekilde fark edildiği görülmektedir.

    Ayrıca, yine Mısır’da bulunan bazı duvar resimlerinde bu desene rastlanması, desenin; farklı süslemelerde de kullanıldığı konusunda bizi aydınlatmaktadır.

    Nil nehrindeki bir teknenin tasvir edildiği duvar resminde, tekne üzerinde; ekose desenin görülmesi, buna ilişkin güzel bir örnektir.

    Dokuma, teknik itibari ile yüzlerce yıl fazla değişime uğramamış ve bu konuda gelişmeler, çok sık yaşanmamıştır. Özellikle de jakarlı dokuma tezgâhlarının bulunmasına kadar ki geçen sürede; ekose ve kareli desenler birçok farklı kültür ve uygarlık tarafından en çok kullanılan desenler olmuştur. Avrupa’da dokumanın, çok eski çağlardan beri yapılmakta olduğu bilinmektedir. Roma İmparatorluğunun yıkılmasından sonra şekillenen Avrupa ülkelerinin de, kendilerine has birçok desen yanında, ekose deseni kullandığı görülmektedir. Kumaşların dayanma sürelerinin çok fazla olmamasından dolayı, bunlara ait belgelere, çeşitli kitaplarda ve el yazmalarında rastlamak mümkündür. Örneğin, İngiliz’lere ait 13.yy’dan kalan el yazması bir kitapta, dokuma tezgâhları hakkında bilgi verilirken; dokunan kumaşın ekose olduğu görülmektedir.

    Dünya kültürünü daha iyi anlamak için uygarlıkların, tekstil örneklerine, giyim ve kuşam geleneklerine bakmak çoğu zaman yeterlidir. Ticareti, dini, imparatorluklardaki iniş çıkışları ve bunun gibi birçok olayı; o uygarlığın tekstilde geçirdiği evreleri gözlemleyerek, anlamaya çalışmak, bizlere birçok ipucu verebilir. Birbirinden uzun mesafelerle ayrılan farklı kültürlerin, tekstil çalışmalarını oluştururken uyguladıkları yöntemler, bizleri zaman zaman şaşırtırken, düşündürür de. Konumuz gereği, ekose ve kareli kumaşlar dikkate alınarak bakıldığında ise, dünya genelindeki birçok uygarlığın; kareli ve ekose tarzı kumaşlar kullandığına tanık olunması bu yüzden sıklıkla mümkün olmaktadır. Dünyanın neresinde olursa olsun, bu desenler ilk çağlardan itibaren sıkça kullanılan desenler olarak karşımıza çıkmaktadır.

    Türkler dokumaya çok önem vermişlerdir. Orta Asya’dan Anadolu’ya kadarki yolculukları sırasında ve Anadolu’da geçirdikleri yüzlerce yıl boyunca da; kıyafetlerinden, barınma gereçlerine ve birçok alanda kullandıkları eşyalara kadar dokuma, Türk insanı için vazgeçilmez olmuştur. Osmanlı İmparatorluğu’nda varlıklı kesimin, gösterişli kumaşları tercih ettiği bilinmektedir. Halk arasında da, sarayda da, gösterişli ve dikkat çekici kumaşlar hep öncelikli olmuştur. Böyle olunca da, saraydakilerin esas giyim için, ekose ve kareli desenleri tercih etmemiş olmaları, doğaldır. Osmanlı kumaşlarında ekose belirgin bir şekilde yoktur. Ekose desen daha çok halk arasında; atkı, şal, kuşak, önlük gibi kıyafetin tamamlayıcısı ve sofra bezi, çarşaf gibi ev tekstili ürünlerinde görülmektedir.

     

    ekosedes2

     

     

    Asya’dan Avrupa’ya, hatta Afrika’ya kadar oldukça büyük bir alana yayılmış olan Osmanlı imparatorluğunun farklı bölgelerinde de ekose kumaşların kıyafetlerin tamamlayıcı unsurlarında ve az kullanıldığı görülmektedir. Günümüzde Türk halkı tarafından çok tercih edilen, sofra bezleri, hamam peştamalları da çoğunlukla ekose ya da kareli dokuma örneklerindendir.

     

    ekosedes3

     

     

    Kuzey Amerika’da, yakın zamana kadar varlıklarını sürdürebilmeyi başarmış Kızılderililer, değişik kültürleri ile her zaman ilgi çekmişlerdir. Kızılderililerin yaşamları, kıyafetleri, törenleri, vb. birçok filme ve belgesele konu olmuştur. 19.yy’da fotoğraf makinesinin icadı sayesinde çekilen, Kızılderililerin son dönemlerine ait fotoğraf kareleri, onları biraz olsun anlatmaya, olağan dışı tarzlarını göstermeye yardımcı olmaktadır. Kuzey Amerika’da birçok Kızılderili kabilesi bulunmaktaydı. Bunlar avcılıkta çok başarılı idiler ve daha çok bufalo, geyik gibi avladıkları hayvan derilerinden yaptıkları kıyafetleri giymekteydiler. Kilim, battaniye gibi ihtiyaçlarını ise dokumadan elde etmekteydiler. Bunlar ise oldukça renkli ve kendilerine özgü desenlerden oluşmaktaydı. Binlerce yıl parmaklarını kullanarak yaptıkları geleneksel dokumalara İ.S. 1050- 1300 yılları arasında keşfettikleri tahmin edilen, dikey dokuma tezgâhlarını eklemişlerdir. Avrupalıların Amerika kıtasını keşfetmesiyle, Kızılderili toprakları, yavaş yavaş Avrupalıların eline geçmiş ve Kızılderililerin buradaki varlığı giderek azalmıştır. Amerika’nın yeni sahipleri, birçok alanda olduğu gibi ticarette de oldukça tecrübeli ve iddialıdır. Kızılderililerin zevklerine uygun battaniyeler dokuyarak onlarla ticaret yapmaya başlarlar. Bu konuda; Pendleton Indian Blankets ve Hudson’s Bay Blankets isimleriyle üretim yapan iki firma çok önemlidir. Bunlardan Hudson’s Bay daha çok ekose dokumalarıyla meşhurken; Pendleton Kızılderililerin zevklerini, renklerini esas alarak dokumalar, özellikle battaniyeler üretir ve Kızılderililere bunlardan çok sayıda satar. Fotoğrafların çoğunda, Kızılderililerin Avrupalı tüccarlardan aldıkları ekose battaniyeleri kıyafetlerinin üzerine sararak poz vermiş oldukları görülür.

    Sonraları buraya yerleşen Avrupalılar, 18, 19 ve 20. Yüzyılda beraberlerinde getirdikleri tekniklerle geleneklerine uygun tekstil ürünleri üretmiş, bunları kullanmış ve ticaretini yapmışlardır. Amerika’da Avrupalıların gelmesiyle yaşanan bu yeni yapılanma, köle ticaretinde de kendini göstermiştir. Köleler ve kölelikle ilgili birçok kitap, film ve belgesel; o dönemde çekilen acılar ve sıkıntıların yanında; kölelerin giyim kuşamları ile ilgili de bizleri aydınlatır. Afrikalı kadın kölelerin, çizgili ve ekose desenli en güzel elbiselerini Pazar günleri giydiklerinden bahsedilir. 18.yy’ın sonlarına doğru Amerika’nın batısındaki köle sahiplerinin, kaçmaları durumunda, köleleri daha iyi görebilmek için, onlara parlak renkli ekoselerden yapılmış şallar taktırdıkları bilinmektedir. Bu şallar o dönemde çok popüler olmuştur. Hatta İskoçların ünlü dokuma atölyesinin sahibi Wilson(Bonnockburn)’ın dosyalarında bulunan bir mektupta, kendisinden 200 yarda Lindsay ekosesi istenmiş, bunların köleler için olduğu ve maliyetinin ucuz tutulması istenmiştir( yarda maliyetinin, 1 Şilini geçmemesi konusunda istekte bulunulmuştur).

    Amerika’nın kovboy kültüründe de ekose desen görülmektedir. İnce ekose gömlekler kovboyların sıklıkla tercih ettiği gömlekler olmuşlardır.

     

    ekosedes4

     

    Günümüzde oduncu gömleği olarak da bilinen ekose gömlekler ise ilk olarak Amerika’da odun kesenlerin giymiş olduğu gömleklerdir. Kalın yün ekoseden yapılan bu gömlekler, bugün birçok ülkede kadın ve erkekler tarafından tercih edilmektedir.

    Latin Amerika diye de bilinen güney Amerika’da, özellikle İnka ve Maya uygarlıklarının dokuma konusunda ne derece ileri oldukları, çalışmanın başında yer almıştı. Bugün bu topraklarda yer alan ve bu uygarlıkların devamı niteliğinde olan ülkelerde, çok renkli ve çeşitli kumaşlar ile oldukça ilginç geleneklerin olduğu görülmektedir. Özellikle, Meksika, Brezilya, Peru gibi ülkeler, bu konuda, dünyanın her zaman dikkatini çeken ülkelerdendir. Rengârenk desenlerden oluşan ve aplike, nakış gibi birçok tekniğin bolca kullanıldığı kumaşlardan meydana gelen kıyafetler, günümüzde; özellikle turistlerin büyük ilgisini çekmektedir.

    Burada yaşayan kültürlerin kumaş konusunda tercihleri çok renkli olsa da zaman zaman ekose desenlere de rastlanmaktadır. 

    Avrupa’nın merkezinde, özellikle İ.Ö. 500’lü yıllarda, oldukça zengin ve değişik geleneksel kumaşların üretilmeye başlandığı bilinmektedir. Bölgesel farklılıkların çokça olduğu ve kumaş çeşitlerinin birçoğunun, dokumadan yapıldığı Almanya’da; ince nakışlar, püsküller ve kareli desenlere sıkça rastlanmaktadır. İ.S. 200’e ait olduğu tahmin edilen, üç farklı tonda mavinin kullanıldığı genç kız kostümü, Almanya’nın Thorsberg şehrinde bulunmuştur ve dünya tekstil tarihinde çok önemli bir yer tutar.

    Hollanda, yüzlerce yıldan beri, özellikle, tarım ve hayvancılıkta, Avrupa’nın en önemli ülkelerinden biri olmuştur. Bu konuda oldukça başarılı olan Hollanda’da, tarihsel kostümlere bakıldığında; önlük, şal gibi kıyafetin tamamlayıcı unsurlarında, diğer Avrupa ülkelerinden daha fazla ekose ve kareli desenleri görmek mümkündür.

    Bu desenlerin, Hollanda’da daha fazla görülmesi; Avrupa’da bu tarz desenlerin daha çok kırsal alanlarda yaşayanlar tarafından tercih edildiğini göstermektedir. 19.yy’ın ikinci yarısında İngiliz Kraliçesi Victoria’nın ekose tutkusu, tüm Avrupa’ya yayılmış ve Hollanda’da da ekose desen, esas giyimde kullanılmaya başlamıştır.

    Ortaçağ’ın son dönemlerinde, kadife kumaş dokumalarıyla ünlenen İtalya’da, ekose desenler çok popüler olur. Bu desenler, sadece kadife kumaşlarda değil; diğer kumaş çeşitlerinde de görülmeye başlar.

    İtalyanlar, özellikle Rönesans ve sonrasında gösterişli kumaşları tercih etmişler; ekose ve kareli desenleri 19. yy sonlarına kadar fazla kullanmamışlardır.

    İspanya’da halk tarafından kullanılan geleneksel kıyafetlerde, ekose desene, kıyafetlerin tamamlayıcı unsuru olarak rastlamak mümkün olmaktadır.

    İngiltere, İskoçya, İrlanda ve Galler ile birlikte Büyük Britanya’yı oluşturur. Bu ülkelerden, İskoçya ve İngiltere tekstilde, her zaman daha ön planda olmuştur. Günümüzde ekose desen denince, akla ilk gelen ülke olan İskoçya’nın yeri ise başkadır. Ekose desene, Britanya’da en çok İskoçya’da rastlandığı görülmektedir. Bu konuda İskoçya’nın durumu çok etkileyicidir ve araştırmanın büyük bir kısmını oluşturmaktadır. İrlanda’da da, geleneksel olarak ekoseye verilen önemin fazla olmasına rağmen; bu, pek çokları tarafından fazla bilinmez ve İskoçya kadar ön plana çıkarılamamıştır. Bunun yanı sıra, birçok kaynak İskoçya ile ilgili bilgileri, Büyük Britanya ile bağlantılı olarak göstermektedir.

    Bunun yanı sıra, ekose desenin, İngilizler tarafından da çokça kullanılan bir desen olduğu bilinmektedir.

    Fransız kıyafetlerinde daha çok; dantel, ipek, saten, kadife ve brokar kumaşlar kullanılmaktaydı. Çiçekler, oryantal ve egzotik desenler, bu kumaşlarda sıkça yer alıyordu. Kareli ve ekose desenler ise nadiren görülmekteydi. Tarihsel sürece bakıldığında, bu desenlerin, ortaçağdan itibaren; özellikle kraliyet askerlerinin kıyafetlerinde ve zırhlarında görüldüğü anlaşılmaktadır.

    Fransa’da giyim, 1789 Fransız İhtilali sonrası, sarayda ve halk arasında sadeleşmiştir. Gösterişli desenler de yerini, daha sade desenlere bırakmıştır.

    19.yy’ın ikinci yarısında gerçekleşen endüstriyel devrim sayesinde; kumaşlar ve kıyafetler Avrupa’nın genelinde seri üretilmeye başlanmış ve bundan sonra, özellikle şehirlerde giyim; daha sadeleşmiş ve tekdüzeleşmiştir. Köylerde ve kasabalarda endüstriyel devrimin etkisi hemen görülmemiş, bu değişim biraz daha fazla zaman almıştır. Bu ve bundan sonraki dönemlerde, kullanılan desenlerdeki çeşitlilik de sadeleşerek, 20. yy’daki yapılanmaya uygun olarak değişmiş ve sadeleşmiştir. Ekose desen ise çoğu zaman birçok Fransız’ın tercih ettiği bir desen olmuştur.

    Afrika kıtası, çok büyük bir kıtadır ve birçok farklı kültürü ve ırkı bir arada barındırır. Oldukça renkli ve çeşitli kültürün bulunduğu Afrika’da, hemen her kültürün, kendine özgü tekstil örnekleri mevcuttur. Birçok Afrika ülkesinde hala, ilkel sayılabilecek yöntemler kullanılmaktadır. Desenlere bakıldığında, stilize hayvan ve insan figürlerinin yanında; çizgisel ve kareli desenler ve bunların kombinasyonları çok sık kullanılmaktadır. Kente kumaşları, Batı Afrika’ya ait el dokuması tekstil ürünlerinin en bilinen örneklerindendir. 18. ve19.yüzyıllarda Gold Coast ve Slave Coast’ta(bugünkü Gana ve Togo)ortaya çıkmıştır ve geleneksel olarak, erkekler tarafından dokunup dikilmektedir. Kente kumaşları; bir kenardan diğerine, ince şeritlerden oluşur. Şeritlerin dokunup birbirlerine eklenmesi yöntemiyle, ekose ve kareli benzeri dokular elde edilir.

    Dünyanın geri kalmış ülkelerinin fazlaca bulunduğu bir kıta olan Afrika’da, endüstri ve sanayi gelişmemiştir.

    Tekstil ürünleri, ülkelerin refah durumları konusunda da bizi aydınlatır ve bilgilendirir. Avrupa ve Asya’nın gelişmiş ülkelerinde, kareli ve ekose desenler, halkın, sıradan insanların kullandığı desenler olurken; Afrika kıtasının gelişmemiş ülkelerinde, kralların, ülkenin önde gelen kişilerinin üzerinde görülmektedir.

    Uzakdoğu’nun kendine has dokumaları, kumaşları bulunmaktadır. Bunların arasında, az da olsa, ekose desene rastlanmaktadır.

    Dünya üzerinde birçok ülkenin, farklı kumaş örnekleri, kendilerine özgü desenleri bulunmaktadır. Bunun yanında, dünyanın neresine gidilirse gidilsin, hemen her yerde, kareli veya ekose desenlere rastlamak mümkün olmaktadır.

    Kumaş yapımı için kullanılan öylesine ilginç yöntemler vardır ki; bunlar sadece belli halk toplulukları tarafından, değişik tekniklerle ve o bölgeye has malzemelerle yapılır. Bunların içinde ise en çok dikkat çeken yöntemlerden biri, tapa kumaşının hazırlanması için kullanılandır. Tapa kumaşı Güney Pasifikte, Avustralya’nın doğusunda yer alan Samoa’ya(eski adıyla Tonga) özgü bir kumaş çeşididir. Bu kumaşı yapmak için; dut ağacının kabuğu iyice dövülür ve sert kâğıda benzer bir yüzeye dönüştürülür. Daha sonra, bunun üzerine tropikal bitkilerin suyundan hazırlanan boyalarla süslemeler yapılır ve deriye benzer bir kumaş ortaya çıkar. Bu süslemelerde geometrik desenler ve özellikle de kareli ve ekose desenlerin sıkça kullanıldığı görülür.

    Giyimin gelişme ve yayılmasına, dünya üzerindeki birçok ülkenin katkıda bulunduğu bilinmektedir.

    Tüm bu örneklerden de anlaşıldığı üzere; dünyanın hemen her köşesinde kullanılan kareli ve ekose kumaşlar, ister gelişmiş ülkelerde, ister geri kalmış ülkelerde olsun; farklı amaç ve yöntemlerle, birçok insan tarafından günümüzde de kullanılmaktadır. Aslında burada esas olan; hangi kültürün ekose deseni ilk kez veya sıkça kullandığı konusundan çok, bu desene inanılmaz derecede sahip çıkan, hatta ulusal kültürlerinin bir parçası haline getiren İskoç halkının, bunu nasıl başardığını düşünmektir ve bu konu gerçekten de çok önemlidir.

    İskoçya örneği, çok güzel ve özel bir örnek olarak karşımıza çıkar. Dünya üzerinde bir tekstil desenine; en az ulusal bayrakları kadar önem veren böylesine başka bir ülke yoktur.

     

     

     

    Yazan Pazartesi, 13 Ocak 2020 14:48 in Desen Okunma 939 defa